Divân-ı Lügati't-Türk

Divân-ı Lügati't-Türk (Arapça: ديوان لغات الترك), Kaşgarlı Mahmut tarafından Bağdat'ta 1072-1074 yılları arasında yazılan Türkçe-Arapça sözlüktür. Türkçe'nin bilinen en eski sözlüğü olup, batı Asya yazı Türkçesi hakkında varolan en kapsamlı ve önemli dil anıtıdır. El yazması nüshası 638 sayfadır ve yaklaşık 9000 Türkçe kelimenin ve cümlenin oldukça ayrıntılı Arapça ve başka dillerde açıklamasını içerir. Ayrıca Türklerin tarihine, coğrafi yayılımına, boylarına, lehçelerine ve yaşam tarzlarına ilişkin kısa bir önsöz ve metin içine serpiştirilmiş bilgiler mevcuttur.

Klasik Arap leksikografisinin ilkelerine göre hazırlanmış olan sözlük, Kaşgarlı Mahmut'un Türk boyları hakkındaki etraflı bilgisinin yanısıra, Arap filolojisi konusunda da esaslı bir eğitim görmüş olduğunu gösterir.

Sözlüğün elde bulunan tek yazma nüshası 1266'da Şam'da temize çekilmiş ve 1915'te İstanbul'da Ali Emiri Efendi (1857-1923) tarafından tesadüfen bulunmuştur. (Ancak daha önceki yüzyıllarda Antepli Aynî ve Kâtip Çelebi de Divân'dan söz ederler.) Ali Emiri yazması 1917'de Talat Paşa'nın (1874-1921) teşviki ile Kilisli Rıfat Bilge'nin (1873-1953) gözetiminde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiştir. 1928 yılında Türkolog Carl Brockelmann, ayrıntılı notlarla sözlüğün Almanca çevirisini yayımlamıştır. Besim Atalay'ın modern Türkçe çevirisi 1940'ta Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır. Son yıllarda Robert Dankoff'un Divan-ı Lügat-it Türk çevirisi, yeni bilgiler ışığında önemli yorum değişikliklerine yol açmıştır.

Divân-ı Lügati't-Türk Kitabının önsözü

 

"Allah'ın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Allah onlara Türk adını verdi. Ve yer yüzüne hakim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları Türkler'in eline verildi. Türkler Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Haktan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hakimi olan Türkler'e herkes muhtaçtır, onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya naili olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir..."

 

Divân-ı Lügati't-Türk Kitabından seçme atasözleri

Kaz kopsa ördek kol iğ igenür (I. 104)

     Kaz giderse ördek göle sâhib çıkar.

Kek (Keten) kördi keregü yüydi (I. 447) (I. 404)

     Sıkıntıyı görünce çadırını yüklenip gitti.

Keñeşliğ bilig üyreşür, keñeşsiz bilig obraşur (I. 232)

     Danışılmış bilgi güzelleşir, danışılmamış bilgi yıpranır.

Sub içürmesge süt ber (I. 218)

     Su içirmeyene süt ver.

Sub körmekinçe etük tartma (III. 426)

     Suyu körmeyince etek toplama.

Subuzganda eb bolmas, topurganda ab bolmas (I. 516)

     Mezarlıkda ev olmaz, tozlu yerde av olmaz.

Taz at taparçı bolmas (III. 149)

     Alacalı at yük taşıyamaz.

Arkasız er çeriğ sıyumas (I. 128)

     Arkasız kişi düşmanını, rakibini yenemez.

Arpasız at aşumas, arkasız alp çeriğ sıyumas (I. 123)

     Arpasız at aşamaz, arkasız yiğit rakibini yenemez.

Arslan karışa sıçgan ötin ködezür (III. 263)

     Kocayan arslan sıçan deliğini gözler.

Yurt kiçük bolsa angut bedük ur (I. 93)

     Delik küçük olsa da tapayı (yamayı) büyük vur.

Yıgaç uçuña yel tegir, körklüg kişiğe söz kelir (I. 319)

     Ağaç ucuna yel deyer, değerli kişiye söz gelir.

Tikmeğinçe önmes, tilemegince bulmas (II. 20)

     Ekmeyince bitmez, dilemeyen bulamaz.

Yorum Yaz